Web sitemiz, size daha iyi bir deneyim sunmak için çerezleri kullanmaktadır. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikası sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
20'lik diş çekimi, diş tedavileri arasında en çok araştırılan konulardan biridir. Özellikle “20 lik diş çekimi”, “20 lik diş ağrısı” ve “gömülü 20 lik diş” gibi aramalar; çenesinin arkasında ağrı hisseden, dişinin çekilip çekilmeyeceğini ve süreci merak eden kullanıcıların ilgisini çekiyor.
Kısa özet: 20'lik dişler, ağızda en son süren dişlerdir ve çene yapısında kendilerine yeterli yer bulamadıklarında ağrı, iltihap ve komşu dişlerde hasara yol açabilir. Ancak her 20'lik dişin çekilmesi gerekmez; çekim kararı dişin konumuna, belirtilere ve muayene bulgularına göre diş hekimi tarafından verilmelidir.
20'lik dişler, tıptaki adıyla üçüncü büyük azı dişleri, diş dizisinin en arkasında yer alan son dişlerdir. Ağızda toplam dört adet bulunur: sağ üst, sol üst, sağ alt ve sol alt çenenin en gerisinde birer tane. Halk arasında “akıl dişi” olarak da bilinirler; bu isim, genellikle kişinin olgunluk çağında sürmelerinden gelir. Modern insanın çene yapısı küçüldüğü için bu dişler çoğu kişide düzgün sürecek yer bulamaz ve sorunların kaynağı hâline gelir.
20'lik dişler genellikle 17-25 yaş aralığında sürer; “20'lik” adı da bu döneme işaret eder. Ancak bu aralık kesin değildir: Bazı kişilerde 16 yaşında sürmeye başlayabilir, bazılarında 30'lu yaşlara kadar gecikebilir. Bir grup insanda ise 20'lik dişler hiç oluşmaz ya da çene kemiği içinde gömülü kalarak ömür boyu sürmez. Dişin sürüp sürmediği ve konumu, panoramik röntgen ile net şekilde görülebilir.
20'lik diş sürerken şu belirtiler sık görülür:
Belirtiler dişin sürme sürecinde dönem dönem alevlenip yatışabilir. Şikâyetlerin tekrarlaması, dişin yer bulamadığının ve muayene gerektiğinin önemli bir işaretidir.
Ağrının temel nedeni, sürmeye çalışan dişin diş etine ve komşu dokulara baskı yapmasıdır. Yer darlığında diş, öndeki azı dişine dayanır ve hem kendisinde hem komşu dişte ağrıya neden olur. Yarı sürmüş dişlerin üzerini örten diş eti kapağının altında biriken bakteriler ise perikoronit adı verilen iltihaba yol açar; bu, 20'lik diş ağrısının en şiddetli biçimidir. Ağrı çoğunlukla çene ekleminde, kulakta, boğazda ve başın yan tarafında hissedilir; bu yüzden bazı hastalar önce kulak burun boğaz sorunundan şüphelenir.
Diş hekimine gidene kadar ağrıyı hafifletmek için şunlar uygulanabilir: Ilık tuzlu su ile günde birkaç kez gargara yapmak bölgedeki bakterileri azaltır; yanağa dıştan 10-15 dakikalık soğuk kompres uygulamak şişliği ve ağrıyı hafifletir; hekim ya da eczacı önerisiyle kullanılan ağrı kesiciler geçici rahatlama sağlar. Sert ve taneli gıdalardan kaçınmak, o bölgeyle çiğnememek de önemlidir.
Kısa not: Bu yöntemler yalnızca geçici çözümdür; ağrının asıl nedeni ortadan kalkmadığı sürece şikâyetler tekrarlar. Aspirini diş üzerine koymak gibi halk arasında yaygın yanlış uygulamalar diş etini yakacağı için kesinlikle yapılmamalıdır.
Gömülü diş, çene kemiği veya diş eti içinde kalıp ağız ortamına hiç çıkamayan diştir. Yarı gömülü diş ise kısmen sürmüş, bir bölümü hâlâ diş eti altında kalan diştir. Yarı gömülü dişler, üzerlerindeki diş eti kapağının altında yiyecek artığı ve bakteri biriktirdiği için en sık iltihaplanan gruptur. Gömülü dişler ise sinsi ilerleyebilir; yıllarca belirti vermeden komşu dişin köküne baskı yapabilir, çürüğe veya kist oluşumuna zemin hazırlayabilir. Bu nedenle gömülü dişlerin düzenli röntgen kontrolü ile takip edilmesi gerekir. Gömülü diş çekimi yapan klinikleri ve süreçle ilgili ayrıntıları Gömülü Diş Çekimi sayfamızdan inceleyebilirsiniz.
İltihap durumunda ağrı zonklayıcı hâle gelir ve sürekli olur; diş çevresindeki diş eti belirgin şekilde şişer ve kızarır. Ağzı açmada ileri derecede kısıtlılık, yutkunma güçlüğü, ağızda kötü tat ve koku tipik bulgulardır. Apse geliştiğinde bunlara yanakta dışarıdan fark edilen şişlik, ateş ve halsizlik eklenebilir. İltihabın çeneye ve boyun bölgesine yayılması ciddi sonuçlar doğurabileceğinden; ateş, yüzde şişlik ve yutkunma güçlüğü fark edildiğinde vakit kaybetmeden diş hekimine başvurulmalıdır. Akut iltihap döneminde genellikle önce antibiyotik tedavisiyle enfeksiyon kontrol altına alınır, çekim sonrasında planlanır.
Hayır, her 20'lik dişin çekilmesi gerekmez. Düzgün sürmüş, karşıt dişiyle temas ederek çiğnemeye katılan ve temizlenebilen 20'lik dişler ağızda kalabilir. Çekim kararı; dişin konumuna, komşu dişlere etkisine ve temizlenebilirliğine göre verilir. Ağrımayan bir diş de çekilebilir: Röntgende komşu dişe zarar verdiği, kist oluşturduğu ya da ileride sorun çıkaracağı öngörülen gömülü dişler, henüz belirti vermeden proaktif olarak çekilebilir. Genç yaşta yapılan çekimlerde kemik iyileşmesi daha hızlı olduğundan, sorun çıkaracağı belli olan dişlerde erken karar avantaj sağlar.
Sorunlu bir 20'lik diş çekilmediğinde; tekrarlayan iltihap atakları, komşu ikinci azı dişinin kökünde erime veya çürük, diş dizisinde çapraşıklık ve sıkışıklık, çene ekleminde ağrı ve gömülü diş çevresinde kist ya da tümör gelişimi gibi sorunlar ortaya çıkabilir. En arkada olduğu için düzgün temizlenemeyen yarı sürmüş dişler hem kendisi hem komşu diş için sürekli çürük riski oluşturur. Sorun büyüdükçe hem tedavi zorlaşır hem de komşu dişin kaybı gibi geri dönüşü olmayan sonuçlar doğabilir.
Çekim öncesinde panoramik röntgen ile dişin konumu, kök yapısı ve sinire yakınlığı değerlendirilir. Normal sürmüş dişlerde bölge lokal anestezi ile uyuşturulur ve diş, özel aletlerle yerinden çıkarılır; işlem klasik diş çekiminden farksızdır. Gömülü ve yarı gömülü dişlerde ise cerrahi çekim gerekir: Diş eti açılır, gerekirse dişin üzerindeki ince kemik kaldırılır ve diş bazen parçalara ayrılarak çıkarılır. İşlem sonunda bölge dikişle kapatılır. Cerrahi çekimler genellikle ağız, diş ve çene cerrahları tarafından yapılır; işlem öncesinde bu konuda deneyimli bir diş hekimine danışmanız önerilir.
İşlemin zorluğu tamamen dişin konumuna bağlıdır. Düzgün sürmüş bir 20'lik dişin çekimi 15-20 dakikada tamamlanan rutin bir işlemdir. Gömülü dişlerde süre; dişin yatış açısına, kök sayısına ve kemik içindeki derinliğine göre 30-60 dakikaya uzayabilir. Anestezi sayesinde işlem sırasında ağrı hissedilmez; yalnızca basınç ve itilme hissi olur. Hasta açısından işlemin “zor” kısmı genellikle çekim anı değil, sonrasındaki birkaç günlük iyileşme dönemidir; bu dönem de doğru bakımla rahat atlatılır.
İlk 24 saat, çekim yerinde oluşan pıhtının korunması açısından kritik önemdedir:
Uyuşukluk geçtikten sonra ilk gün çorba (sıcak olmayan), yoğurt, püre, muhallebi ve smoothie gibi yumuşak ve ılık gıdalar tercih edilmelidir. İlk günlerde çekim yapılan tarafla çiğnememeye özen gösterin. Taneli, kabuklu ve sert gıdalar (pirinç, susam, cips, kuruyemiş) çekim boşluğuna kaçabileceği için ilk hafta uzak durulmalıdır. Genellikle 3-4. günden itibaren yumuşak normal yemeklere, ortalama bir hafta içinde de olağan beslenme düzenine kademeli olarak geçilebilir. Cerrahi çekimlerde bu süre biraz daha uzayabilir; hekiminizin yönlendirmesi esastır.
Basit çekimlerde ağrı genellikle 1-2 gün içinde büyük ölçüde geçer. Cerrahi çekimlerde ise şişlik 2-3. günde en yüksek seviyeye ulaşır ve ardından azalmaya başlar; ağrı ve şişliğin tamamen geçmesi 5-7 günü bulabilir. Hafif morarma ve ağız açmada kısıtlılık da normaldir. Dikkat edilmesi gereken durum, 3-4. günden sonra azalmak yerine şiddetlenen ağrıdır: Bu tablo, pıhtının kaybolmasıyla oluşan “kuru soket” (alveolit) işareti olabilir ve hekim kontrolü gerektirir. Ateş, giderek artan şişlik ve yutkunma güçlüğünde de gecikmeden kliniğe başvurulmalıdır.
Sigara, çekim sonrası iyileşmenin bir numaralı düşmanıdır. İçerdiği maddeler damarları büzerek dokunun kanlanmasını azaltır; emme hareketi ise pıhtıyı yerinden oynatarak son derece ağrılı olan kuru soket riskini kat kat artırır. Bu nedenle sigara en az 48-72 saat, ideal olarak 1 hafta içilmemelidir. Alkol de pıhtılaşmayı olumsuz etkiler ve kullanılan antibiyotik ya da ağrı kesicilerle etkileşime girebilir; ilk 24-48 saat ve ilaç tedavisi süresince alkolden uzak durulmalıdır.
Genellikle 17-25 yaş aralığında sürer; bazı kişilerde daha erken veya 30'lu yaşlara kadar gecikmiş şekilde çıkabilir, bazı kişilerde ise hiç sürmez.
Hayır. Düzgün sürmüş, çiğnemeye katılan ve temizlenebilen dişler ağızda kalabilir; karar muayene ve röntgen bulgularına göre verilir.
İşlem lokal anestezi altında yapıldığı için çekim sırasında ağrı hissedilmez; yalnızca basınç ve itilme hissi olur. Hassasiyet, anestezi geçtikten sonraki ilk günlerde görülür.
Basit çekimlerde 1-2 gün, cerrahi çekimlerde 5-7 gün içinde büyük ölçüde azalması beklenir. Giderek artan ağrıda hekime başvurulmalıdır.
En az 48-72 saat, ideal olarak 1 hafta içilmemelidir; sigara kuru soket riskini belirgin şekilde artırır.
İlk gün ılık ve yumuşak gıdalar tercih edilmelidir; taneli, kabuklu, sert ve çok sıcak gıdalardan ilk hafta uzak durulmalı, çekim yapılan tarafla çiğnememeye özen gösterilmelidir.
20'lik dişler sorun çıkardığında kendiliğinden düzelme beklenmemelidir. Çene arkasında tekrarlayan ağrı, diş etinde şişlik, ağız açmada zorluk, kötü tat-koku ya da yanakta şişlik fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir diş hekimine muayene olun. Henüz şikâyetiniz olmasa bile, 20'li yaşların başında çektireceğiniz tek bir panoramik röntgen, gömülü dişlerinizin gelecekte sorun çıkarıp çıkarmayacağını gösterir ve erken önlem alma şansı verir. Erken teşhis; daha kolay çekim, daha hızlı iyileşme ve komşu dişlerinizin korunması demektir.
Uyarı: Bu makale tıbbi tavsiye niteliği taşımaz; yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. En doğru değerlendirme ve kişiye özel planlama için diş hekimi görüşü alınmalıdır.
ClinAll'un avantajlarından faydalanmak ve müşterilerinize ulaşmak için sizde yerinizi alın.